29 Mayıs 2008 Perşembe

Torosların içinde...


Kaş'tan torosların içine yola çıktığınızda, size şu an sunmakta olduğum Kaş'ın büyüleyici manzarasından bir solukta geçersiniz!...
Yol, sizi o büyüden koparıp başka büyülere taşır!... Gittikçe, dağların sizi kuşattığını sanırsınız!... Öyle bir an gelir ki, siz dağların içinde kendinizi ufacık kalmış gibi; ama onları feth ettiğiniz için güçlü hissedersiniz.
İçeride daha ne kadar çok güzellik olduğunu gezdikçe ve kayboldukça anlarsınız.
Likya(ışığın ülkesi) sizi kuşatır. Yeter ki siz kuşatılmaya hazır olun!...

28 Mayıs 2008 Çarşamba

Rabia'nın çiçekleri


Uzun zamandır resim yapmıyordum. Buraya gelince zamanın bana kazandırdıklarını vermem gerektiğini düşündüüm ve malzemelerimi getirttim. İşte küçük bir sunu...
Bu ilk resim adını Rabia'nın çiçekleri koydum çünkü Rabia annesine anneler günü için aldı bunu.
Ve size başka neler anlatıyorsa O!....
Likya (Likçe: Trm̃misa) Türkiye'nin Antalya İli'nin büyük bir bölümünü kaplayan antik bir bölge'dir. Bu bölgedeki antik kentlerin oluşturduğu bir federasyon ve daha sonra da Roma İmparatorluğu'nun bir eyaletidir.

Tarihi [değiştir]
Hint-Avrupa kökenli bir dili konuştuklarından Asya kökenli, Heredot kaynaklarından da Grek soylu olmayan Girit halkından olduklarına dair bilgiler var. Ancak esas akılda kalması gereken ise, tarihte bilinen ilk demokratik birlik olmasıdır. Günümüzde yayıldıkları bölgenin isimleri Antalya ve Fethiye’dir. Jeopolitik önemi, eşsiz doğası ve farklı şehirlerden bir araya gelmiş olmalarına rağmen ortak bir kültür yaratmış ve var oldukları sürece bunu paylaşıp yaşatmış olmalarıdır. Bunu, arkalarında bırakmış oldukları, bugüne kadar ayakta kalabilen eserlerinin izlerinde rahatlıkla görebiliyorsunuz.
En başından beri Yunanlıların saldırılarına karşılık verebilen Likyalılar, M.Ö.6. yy. da Persler tarafından işgal edilmiştir. Ancak M.Ö. 4. yy. da Büyük İskender çıktığı “Doğu Seferi” dâhilinde bu bölgeyi de ele geçirmiştir. İskender’in ölümü ile generallerinden Ptolemaios bu bölgeyi almıştır ancak bölge varlığını eskisi gibi hissettirememiştir. Yavaş yavaş Yunan kültürü ve sosyal değerlerinin etkisinde kalmıştır. M.Ö. 190 yılında sonuçlanan Magnesi savaşının ardından imzalanan Apameia barşı uyarınca komşu bölge Karia ile birlikte savaşta Roma tarafında yer alan Rodos'a bırakılmıştır. Likya Birliği bu yıllarda Rodos'a karşı direniş amacıyla kurulmuştur. M.Ö. 168-167 yıllarında ise Roma Lykia'nın bağımsızlığını ilan etmiştir. Bu yüzyıl içerisinde Anadolu'nun birçok bölümü Roma eyaleti şeklinde düzenlenmiştir fakat Lykia bağımsızlığını korumayı başarmıştır. Bunun önemili nedenlerinden birisi Mithridates Vı Eupator tarafından başlatılan Roma aleyhtarı eyleme katılmayıp Roma tarafında yer almasıdır. Bununla birlikte M.Ö. 1. yüzyılda karışık Roma politikasından da etkilenmiştir. Xanthos halkı, Pers istilalarında olduğu gibi, bu dönemde de toplu intihar yolu ile kendilerini yakmışlardır. Roma, Likya Birliğini yeniden ayağa kaldırmak için, bu felaketten arda kalanlara, destek verir. M.S. 42-43 yıllarında imparator Claudius tarafından Provincia Lycia adı ile eyalet haline getirilir. Söz konusu eyalet M.S. 72-73 yıllarında imparator Vespasianus tarafından Pamphylia ile birleştirilir ve Provincia Lycia et Pamphylia oluşturulur.
Likya, M.S. 2. ve 3. yüzyıllarda yaşadığı büyük depremlerin ardından bir daha kendisini toparlayamamıştır. M.S. 8. yy.da Arap akınları ve bu süreye kadar da korsan saldırıları sebebi ile terk edilen bölge, 13.yy.da Türk Beylikleri ile yeniden yerleşime açılmıştır. Likya Birliği Yönetimi hakkında edinilen bilgilere göre birlik önemli –önemsiz toplam 23 şehirden oluşmuştur. Günümüze kadar da dayanabilmiş, en büyük altı şehir olan Xanthos, Patara, Pinara, Tlos, Myra ve Olympos ‘un 3’er oy hakkı bulunurken, daha önemsiz ve küçük şehirlerin 1 ya da 2 oy hakkı vardır.

Sevginin ışığı yolunuzu daima aydınlatsın...

Herkesin bir bloğu oluşmaya başlayınca yazacak şeyler bulamam sıkıntısıyla bir blog sahibi olmayı düşünmemiştim. Ama Kaş'a gelince yaşanılan zenginlikleri sizlerle paylaşmamın daha güzel olacağını düşündüm. Bir gün sıkılırsam veya artık sizlere sunacak yeni bir şey olmadığında; yani söyleyecek söz bulamadığımda, susmanın erdemine sığınacağım!...
Çocuklar oyun için sokağa çıkmamışlar ve oyun yok!...
Bu günden sonra, bu bloğa gelen yazı, fotograf, resim ne varsa hiçbiri benim şahsımla ilgili değildir. Sadece benden size akseden ışıktan görünenlerdir...